Oyun Danışmanlığı

OYUN NEDİR?

Antik yunan düşünürleri Aristo ve Plato’nun da çocuk oyunları hakkında görüşleri olmuştur.

Plato çocukların gelişimlerini dönemlere ayırmış ve özellikle 3-6 yaş çocuklar için oyunun önemine değinmiştir.

Aristo da çocuğun gelişimini dönemsel olarak ele almıştır ve çocuk eğitiminde oyun ve fiziksel araştırmaların öneminden bahsetmiştir.

Alman filozof Fredric Shiller (1759-1805) “yaşamın oyunla daha insancıl yaşama” anlamına geldiğini ifade etmiştir. Oyunun , canlının içine yerleşmiş bir şey olduğunu ileri sürmüştür.

İngiliz filozof Spenser (1820-1903) de oyunu “hayatta kalmak için harcanan enerjiden geriye kalanları harcama davranışı olarak açıklamıştır.

Fakat oyun olarak yapılan hareketler “gerçek hayatta” yapılan “ciddi işlerin” taklidi niteliğindedir. Bu şekilde canlı, oyun yoluyla “gerçek hayatta” yapacağı “ciddi işlerin” provasını yapmış olur.

Alman psikolog Wunt (1832-1920) oyunun canlının zevk alma arzusundan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Wunt’a göre oyun çocukların severek yaptıkları bir uğraştır ve her oyun “gerçek hayatın” bir taklididir.

Rus pedagog Makarenko (1937) göre, bir yetişkinin hayatındaki iş, hizmet gibi günlük aktiviteler ne kadar önemli ise, çocuklar için de oyun o kadar önemlidir.

Çocuklar oyunlar oynayarak üst benliğin kabul etmediği arzularını gidermektedirler. Gerçek yaşamda kabul edilmeyen saldırganlık, cinsellik gibi duygu ve davranışlar oyun yolu ile dışa vurulmaktadır.

Çocuklarda yerleşik bir patoloji yoktur. Sadece ‘eğilimli çocuk’vardır. Çocuk «zayıf ego» sunu oyunla güçlendirir.

Çocuklar Ne Oynar?

  3.5- 4 yaşlarında –mış gibi oyunlar başlar. Çocuk herhangi bir nesneyi, zihninde başka bir şeymiş gibi hayal eder. Kutu ev olur, ağaç dalı at, masa uçak, lego diş fırçası vb. 

  5 yaş civarında ise “yalancıktan” oyunları başlar. “gel sen yalancıktan kedi ol, ben de sahibin olayım”, yada hadi pilotçuluk oynayalım, yalancıktan uçuyormuşuz gibi yapalım” gibi oyunlar o yaşlardaki çocukların oynadığı oyunlardır.

   Bu oyunlarda çocuk kendisini gerçekleştirme fırsatı elde eder.

   Oyunlarda “imkansız” veya “yasak” diye bir şey yoktur. Çocuk oyunda aklına gelen her şeyi her davranışı yapma özgürlüğüne kavuşur. Çocuk, oyunda nasıl biri olmak istiyorsa olur. İster iyi bir çocuk, güzel bir prenses, kahraman, vb. Ayrıca oyunda çocuk istediği yere gidebilir. Ayda yolculuk yapabilir, denizde yüzebilir, bulutlarda koşabilir.

   Çocuklar oyun yolu ile yaşadıkları bir anı veya olayı zihinlerinde tekrardan canlandırarak yaşantılarını “sağlamlaştırırlar.”

   Oyun oynayan çocuk, güzel anıları oyunda tekrar ederek sadece zevkli zaman geçirmez aynı zamanda canını sıkan, onu engelleyen bir takım zorluklardan da uzaklaşır. Örneğin okuldaki gösteride prenses olmayı çok isteyip de olamayan bir kız çocuğu, evde hayali göstericilerin karşısında prenses rolünü oynar. Bu şekilde arzularını gerçekleştirerek duygusal anlamda kendini dengelemiş olur.

YÖNLENDİRMESİZ OYUN DANIŞMANLIĞI(&ÇMOT)

Bu yaklaşım, yetişkinlerde danışan odaklı danışmanlık olan Rogeryan (Rogerian) danışmanlık uygulamasına dayanmaktadır. (Rogers, 1976).

  Rogeryan danışmanlık çocuk danışmanlığına uyarlanmıştır ve iletişimin başlıca aracı olarak karşılıklı sözlü iletişim yerine oyunu kullanmaktadır.

   Diğer oyun müdahalelerinden farklılaşmaktadır ve danışmanlıklar “yönlendirmesiz”dir: Yani, danışmanlar tarafından konulan temel sınırlar içinde oyun odasında konuların ve etkinliklerin seçimine yetişkin değil, çocuk karar verir.

OYUN DANIŞMANLIĞI AŞAMALARI

 - Aşamaların kesin surette doğrusal olması amaçlanmamış olsa da yaklaşık bir sıra ile gerçekleşir. Bu aşamalar oyun danışmanlığı ile ilişkilendirilerek aşağıda sunulmuştur:

  1. Çocuk yardım için gelir. Bu yetişkin danışmanlığında yetişkinin sorumluluk alması ve değişim için destek araması olarak görülür. Çocuk danışmanlığında ise çocuk genellikle ne yardım isteğinde bulunur ne de yardıma ihtiyacı olduğunun farkındadır.
  2. Yardım söz konusu olan durumlar açıkça tanımlıdır. Oyun danışmanlığında bu başlangıç cümlesinde yapılandırılır: "Burası oyun odası ve burada oyuncaklarla istediğin birçok şekilde oynayabilirsin."
  3. Oyun danışmanı sınırların az olduğu, izin verici bir ortam sunarak ve çocuğun duygu, düşünce, davranışlarını yargılamadan yansıtarak duyguların rahatça ifade edilmesini teşvik eder.
  4. Oyun danışmanı çocuğa sıcaklık duygusu ileterek ve çocuğun duyguları ile olumsuz ya da agresif davranışlarının altında yatan anlamları yansıtarak olumsuz duyguları kabul eder, fark eder ve netleştirir.
  5. Çocuk, olumlu duygu ifadeleri göstermeye başlar. Bu, çocuğun oyununda, sözel ifadelerinde ya da danışmana karşı besleyici ifadelerinde yansıtılabilir.
  6. Oyun danışmanı, olumlu duyguları da olumsuz duygularla aynı şekilde kabul eder. Çocuğun olumlu ifadeleri övülmese de olumsuz duygular ve kişiliğin değer verilen bir parçası kadar kabul edilirler.
  7. Bu aşama danışanda iç görünün gelişmesi ve benliğin kabulünü beyan eder. Çocuklar için bu aşama ortaya çıkan sanat çalışmalarının, kazaların ve başarısızlıkların onaylanması ya da bunlara sabır göstermesi ile kendini gösterir.
  8. Çocuk olası bir davranış ya da karar alma biçimi ortaya koyar. Oyun sahneleri farklı çözümler ya da başa çıkma becerilerinin ifade edilmesini ya da seçimini kapsar. Bazen çocuk seans dışında gerçekleşen eylemleri söze dökebilir.
  9. Çocuk seans dışında olumlu eylem girişimlerine başlar. Bu eylemler genellikle küçüktür ve bakım verenler tarafından farkedilmez (danışmanlar bu gibi gözden kaçan eylemlere karşı gözlerini açık tutmalıdırlar). Çocuk küçük bir angarya işi yapmayı teklif edebilir ya da bir akranıyla sohbet başlatabilir.
  10. Çocuk, kendini kabul ederken ve benliğini anarken büyümeye devam eder. Buna yetişkinlerde içgörü denir. Çocuğun kendini kabulü oyun ve hareketlerle ya da bazen sözlü ifadelerle açığa çıkarılır.
  11. Olumlu eylemler hem seans içinde hem de seans dışında artar. Çocuklar eğer davranışlarının sonuçları ile cesaretlendirilirse olumlu eylemler artacaktır. Çocuk ve danışman arasındaki ilişki sıcak ve karşılıklıdır.
  12. Çocuk danışmana karşı hala sıcak olsa da onunla arasındaki ilişkiye giderek daha az ihtiyaç duyar. Çocuk hem seans içerisinde hem de seans dışında kendine güven deneyimler.

 OYUN DANIŞMANLIĞI DEĞİŞİM SÜRECİ

Guerney (2001) çocuklarla çalışmalarından oyun danışmanlığının aşamaları üzerine kapsamlı bir kategorizasyon (başlangıç, orta ve son) ortaya çıkarmıştır. Daha sonra bu aşamaları sırasıyla isimlendirmiştir:

  • Isınma,
  • Agresif,
  • Gerileme ve Uzmanlık

Isınma; çocuk oyun odasına, danışmana ve oyun danışmanlığına uyum sağlar. Oyunlar odaklı olmaktan ziyade daha çok deneme niteliğindedir. Bu aşamada çocuk, danışman ile ilişki kurmaya odaklanır ve güvenli ilişkinin kurulduğuna dair işaretler ortaya çıkar.

 Agresif; çocuk seanslara uyum sağlamanın ötesine geçmiştir. Mevcut problemlerin altında yatan danışmanlık süreçler ile başa çıkacak kadar kendine güven hisseder. Bu aşamada tavan yapacak agresif davranışlarda bulunur. Agresif davranışın derecesi çocuğun başlangıçta sunduğu agresif davranışın temeline bağlıdır. Agresif olmayan çocuklar hafif seviyede agresyon sergilerken agresif olarak tanımlanan çocuklar bu aşamada yıkıcı agresyon sergileyebilirler. Agresyonun ifade edilmesi çocuğun danışmanlık ilişkisi içerisinde kendini güvende hissettiğinin göstergesidir.

Gerileme; agresif davranışlarda azalma ya da yok olma görülür. Çocuk yaşından beklenenin altında oyun davranışları sergileyebilir. Ayrıca besin aradığı ya da başkalarını, muhtemelen de danışmanı, beslediğini gösteren oyunlar oynayabilir. Bu aşamadaki çocuk danışmana bağımlılık gösterebilir.

   Sonuncu aşama olan uzmanlık aşamasında gerileme oyunları azaldıkça uzmanlık davranışları ortaya çıkar. Çocuk dürüstçe ve sorumlu bir şekilde oyunlarla uğraşır. Ayrıca danışmana yardım etme girişiminde de bulunabilir. Bu aşamadaki çocuk oyun davranışlarında ve danışman ile etkileşimlerinde yetkin olma teması sergiler.

  Çocuk ve danışman arasında kurulan ilişki içinde, çocuk keşfetmek istediği duyguları ve bu keşif için kullanmak istediği araçları seçme özgürlüğünü danışmanın yardımıyla geliştirir.

  Çocuk bu duygularını eylemleri, kullandığı dil ve oyunları ile doğrudan ve doğrudan olmayan yollarla iletir.

Danışmanın rolü, dinlemek, anlamak ve çocuğa yanıt vermektir.

  Böylelikle danışman, çocuğun özellikle de çatışan ve karışmış düşünceleri ile duygularına yönelik farkındalığını kolaylaştırır.

Çocuklarla yürütülen diğer bazı danışmanlık yöntemlerden farklı olarak, buradaki yansıtma sürecinde övgü, altta yatan nedeni yorumlama, problem çözme veya çocuğun savunmalarını zayıflatma gibi yöntemler kullanılmaz.

   Yönlendirmesiz yöntem, danışmanın doğrudan yönlendirmeleri kullanmadan sağladığı destekle, çocuğun danışmanlık değişimi harekete geçireceğini ve danışmanlık içgörülerini geliştireceğini varsayar.

  Böylelikle, çocuk kendi adımlarıyla duygusal zorlukları çözmek, duygusal rahatlamayı ve öz denetimi sağlamak için oyun odasını ve danışmanı özgürce kullanır.

OYUN DANIŞMANI, VARLIĞIYLA ÇOCUĞA ŞU MESAJLARI İLETİR…

  • Yalnız değilsin, seninleyim
  • Seni duyuyor/görüyorum
  • Seni anlıyorum
  • Sana değer veriyorum
  • Seni olduğun gibi kabul ediyorum.
     

BU DÜŞÜNCELERİ İLETMEYELİM!

  • Senin için problemlerini çözeceğim
  • Seni mutlu etmek için sorumluyum
     

YAPMAYALIM

  • Hiçbir davranışı eleştirmeyelim
  • Çocuğu övmeyelim
  • Gereksiz sorular sormayalım
  • Oturumda kesintilere izin vermeyelim
  • Bilgi verme ve öğretme
  • Yeni davranışlar başlatmayalım
  • Öğüt vermeyelim
  • Pasif ve sessiz kalmayalım
  • Basamaklandıralım,
     

YAPALIM

  • Çocuğun liderliğine izin verelim
  • Davranışları izleyelim
  • Çocuğun hislerini yansıtalım
  • Sınırları koyalım/koruyalım
  • Çocuğun yeteneğini ve çabasını onaylayalım
  • Gözlemci olarak oyuna katılalım
  • Sözlü olarak aktif olalım.

PSİKOLOG İREM AKDAĞ

💬 Yardım ister misiniz?
Merhaba, 👋
Yardımcı olmamızı ister misiniz?
Randevu Al